Odysseia'dan uyarlanan Odyssey, vizyona girdiği günden beri gündemden düşmüyor. Aynı şekilde Truva Savaşı araştırmaları da hız kazandı. Filmden etkilen izleyiciler, Truva Savaşının gerçekte yaşanıp yaşanmadığını, bu savaşın bir efsaneden ibaret olup olmadığını öğrenmek istiyor.
TRUVA SAVAŞI GERÇEK Mİ?
Truva Savaşı ve bu efsanevi dönemin tarihî arka planı, arkeolojik bulgular ve destanlar ışığında çok daha derindir. İşte arkeolojik kazılar ışığında Truva Savaşına dair detaylar...Arkeolojik Katmanlar ve Heinrich Schliemann'ın Kazıları
1. yüzyılın sonlarında amatör arkeolog Heinrich Schliemann, Homeros’un İlyada destanından yola çıkarak Çanakkale’nin İntepe nahiyesi sınırlarında yer alan Hisarlık Tepe’de kazılara başladı. Kazılar sonucunda Truva'nın tek bir şehir olmadığı, aynı yerde binlerce yıl boyunca üst üste kurulmuş en az 9 farklı şehir katmanı olduğu anlaşıldı. Truva I’den Truva IX’e kadar uzanan bu katmanlar, MÖ 3000'lerden Roma İmparatorluğu dönemine kadar kesintisiz bir yerleşim tarihine işaret eder.

Hangi Katman Gerçek Truva?
Arkeologların incelemelerine göre, Homeros’un bahsettiği büyük savaşın yaşandığı dönem muhtemelen Truva VIIa katmanıdır (yaklaşık MÖ 1300 - 1200 yılları). Bu katmanda yangın izleri, yıkılmış sur duvarları ve sokaklarda kalmış insan iskeletleri ile ok uçları bulunmuştur. Bu bulgular, şehrin şiddetli bir kuşatma veya deprem sonucunda yıkıldığını göstermektedir.
Jeopolitik ve Ekonomik Nedenler!
Destanda savaşın çıkış nedeni olarak Bergama
Kralı'nın oğlu Paris’in Sparta Kraliçesi Helen’i kaçırması gösterilse de, Tunç Çağı’nın sonlarında (Geç Tunç Çağı) bu tür büyük seferlerin temelinde ekonomik ve jeopolitik çıkarlar yatıyordu.
Truva, Ege Denizi ile Karadeniz'i birbirine bağlayan Çanakkale Boğazı'nın hemen girişinde stratejik bir noktada yer alıyordu. Karadeniz'e açılan tüm ticaret yolları, metal yatakları ve tarım havzaları bu boğazdan geçmek zorundaydı.
Yunan ana karasındaki Miken medeniyeti, zenginleşen ve büyüyen bir ticari güçtü. Truva’nın bölgedeki ticaret yollarını kontrol etmesi ve geçişlerden vergi alması, Miken krallıklarını ekonomik olarak rahatsız ediyordu. Dolayısıyla savaş, muhtemelen ticari tekel kurma ve boğazların kontrolünü ele geçirme mücadelesiydi.

Truva Atı Gerçek mi?
Homeros'un anlattığı olayların büyüleyici ve fantastik unsurları, tarihçiler tarafından edebi süslemeler olarak kabul görüyor. Zeus, Hera, Athena ve Apollo gibi tanrıların savaş alanına inerek tarafları desteklemesi tamamen mitolojik kurgudur. Tarihçiler ve arkeologlar, devasa tahta atın gerçekte fiziksel bir at olmadığını öne sürmektedir. En yaygın teorilerden biri, bu atın dönemin yıkıcı bir kuşatma koçbaşı (surlarını yıkmak için kullanılan ucu hayvan kafası şeklinde tasarlanmış ahşap harp aleti) olduğudur. Bir diğer teori ise bunun deprem tanrısı Poseidon'un simgesi olan at motifi üzerinden, şehri vuran büyük bir depremi sembolize ettiği yönündedir.
Truva Savaşı, özünde Doğu ve Batı medeniyetlerinin (Anadolu ve Ege dünyasının) stratejik üstünlük mücadelesinin yüzyıllar boyunca dilden dile aktarılarak destansı bir boyuta evrilmiş halidir.







