• İSTANBUL İMSAK  03:39 GÜNEŞ  05:31 ÖĞLE  13:06 İKİNDİ  17:04 AKŞAM  20:31 YATSI  22:14
  • 45,6353
  • 52,9552

Balıklarda yasaklı antibiyotik alarmı: Soframızdaki risk görünenden büyük olabilir

Brezilya’daki araştırma dünya genelinde endişe yarattı… Nehirlerde antibiyotik kalıntıları tespit edildi, balıklarda ise kullanımı yasaklanan ilaçlara rastlandı. Bu durumda akla ilk gelen soru; Türkiye’de de benzer çevresel riskler yakından izlenmeli mi?

Balıklarda yasaklı antibiyotik alarmı: Soframızdaki risk görünenden büyük olabilir

Brezilya’da gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırma, su kaynaklarındaki antibiyotik kirliliğinin düşündüğünden daha ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu. São Paulo Araştırma Vakfı destekli çalışmada, nehir sularında ve balıklarda çok sayıda antibiyotik kalıntısı tespit edilirken, bazı balıklarda kullanımı yasaklanan Kloramfenikol adlı antibiyotiğe rastlanması dikkat çekti.

Araştırma sonuçları yalnızca Brezilya için değil, yoğun balıkçılık ve su ürünleri üretimi yapan ülkeler için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. 

Nehirlerde “gizli antibiyotik” birikimi

Araştırmacılar, Brezilya’nın önemli su kaynaklarından biri olan Piracicaba Nehri’nde su, tortu ve balık örneklerini inceleyerek antibiyotik kalıntılarını analiz etti. Çalışmada; tetrasiklinler, florokinolonlar, sülfonamidler ve fenol grubu antibiyotikler tespit edildi.

Bilim insanları özellikle kurak dönemlerde su seviyesinin azalmasıyla birlikte antibiyotik yoğunluğunun ciddi şekilde arttığını belirledi. Araştırmaya göre nehir dip tortuları, bu kirleticiler için adeta “depo alanı” görevi görüyor.

Balıklarda yasaklı antibiyotik bulundu

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise halk tarafından tüketilen lambari balıklarında yasaklı antibiyotik kalıntılarının tespit edilmesi oldu.
 

Araştırmacılar, toksisite riski nedeniyle hayvancılıkta kullanımı yasaklanan Kloramfenikol maddesinin balık dokularında biriktiğini açıkladı. Üstelik bu maddenin balıkta uzun süre kaldığı ve yüksek biyobirikim gösterdiği ifade edildi. Bilim insanları, bu durumun gıda yoluyla insan maruziyeti açısından önemli risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Bu durum Türkiye için önemli mi?

Türkiye’de: kültür balıkçılığı hızla büyüyor, iç su kaynakları yoğun tarımsal baskı altında bulunuyor ve bazı bölgelerde atık su ve tarımsal akış çevresel risk oluşturuyor. Bu nedenle antibiyotik kalıntıları konusu Türkiye açısından da kritik öneme sahip gibi görünüyor.
 

Özellikle baraj gölleri, nehir havzaları, yoğun hayvancılık bölgeleri ve su ürünleri yetiştiriciliği yapılan alanlarda düzenli çevresel izleme yapılmasının büyük önem taşıyor.

Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından antibiyotik kalıntı denetimleri yapılsa da çevresel kaynaklı antibiyotik yükünün daha fazla araştırılması gerekiyor.

Asıl tehlike: Antibiyotik direnci

Araştırmacılara göre çevrede biriken antibiyotikler yalnızca su kirliliği sorunu değil. En büyük risklerden biri antibiyotik direncinin hızlanması. Bilim insanları, düşük seviyelerde bile çevrede bulunan antibiyotiklerin zamanla “süper bakteri” oluşumuna katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Bu durum gelecekte antibiyotiklerin insanlarda etkisini kaybetmesine neden olabilir. Dünya Sağlık Örgütü ise antibiyotik direncini küresel halk sağlığı için en büyük tehditlerden biri olarak tanımlıyor.
 

Su bitkileri çözüm olabilir mi?

Araştırmada dikkat çeken bir diğer konu ise doğal arıtma yöntemleri oldu. Bilim insanları, su yüzeyinde yaşayan Salvinia auriculata adlı bitkinin bazı antibiyotikleri sudan temizleme konusunda yüksek başarı gösterdiğini açıkladı.

Özellikle enrofloksasin adlı antibiyotiğin büyük bölümünün birkaç gün içinde sudan uzaklaştırıldığı belirtildi. Ancak araştırmacılar, kirlenmiş bitkilerin doğru şekilde bertaraf edilmemesi halinde yeni bir çevre sorunu oluşabileceği konusunda da uyardı.

Yorum Yap
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Çerez Politikası