Masumiyet Müzesi’nin baş kahramanları Kemal Basmacı ve Füsun Keskin. Karakterlerin işlenişi ve izleyicide yaşattığı gerçeklik hissi delip geçici şiddetinde. İzleyiciler de haklı olarak gerçekte Masumiyet Müzesi varsa Kemal Basmacı ve Füsun Keskin gerçektir. Algısını oluşturtuyor. Peki Kemal Basmacı ve Füsun Keskin gerçek mi? Orhan Pamuk, Kemal Basmacı’nın kendisi mi?
MASUMİYET MÜZESİ KEMAL GERÇEKTE KİM?
Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanındaki baş karakter Kemal Basmacı karakteri, gerçek hayattaki bir kişi değildir. Gerçekte Kemal diye biri yaşamadı. Ancak romanın kurgusuyla gerçeklik arasındaki çizgi kasten çok ince tutuldu.
İşte bu gizemli karakterin "gerçekliğine" dair bilinmesi gerekenler: Romanın sonunda Kemal, hikayesini anlatması için yazar Orhan Pamuk ile anlaşır. Kitapta Kemal, sevgilisi Füsun’dan kalan eşyaları sergileyeceği bir müze kuran trajik bir aşık olarak resmedilir. İstanbul Çukurcuma’daki Masumiyet Müzesi gerçekten var olduğu için, ziyaretçiler genellikle Kemal’in de gerçekten yaşadığına inanıyor.

ORHAN PAMUK KEMAL BASMACI’NIN KENDİSİ Mİ?
Orhan Pamuk, Kemal’in gerçek olup olmadığı da sıkça sorulan sorular arasında yer alıyor. Bu sorumum genellikle şu tarz cevapları karşımıza çıkar;
Kemal, Pamuk’un kendi çevresinden, 70’lerin Nişantaşı burjuvazisinden ve kendi gençlik gözlemlerinden tanıdık izler vardır.
Orhan Pamuk, Kemal karakterini o kadar ayrıntılı ve samimi işlemiştir ki, okuyucunun Kemal’in aslında yazarın kendisi veya çok yakın bir arkadaşı olduğu izlemine kapılmasına neden oluyor. Ancak
Pamuk, Kemal'in tamamen kurgusal bir karakter olduğunu dile getirmişti.
MASUMİYET MÜZESİ FÜSUN KESKİN GERÇEKTE KİM?
Masumiyet Müzesi'ndeki Füsun Keskin gerçekte yaşamış kanlı canlı insan değildir. Ancak Orhan Pamuk, bu karakterlerin gerçek olduğuna bizi inandırmak için dahi diyebileceğimiz bir yöntem izledi.
Masumiyet Müzesi’nde Füsun’un içtiği 4139 adet sigara izmariti ve giydiği sarı ayakkabılar gibi "kanıtlar" sergileniyor olması, beynimize "Eşyalar buradaysa, sahipleri de yaşamıştır," dedirtiyor. Ayrıca romanın son sayfalarında müze için bir giriş bileti basılıdır. Bu biletle müzeye gittiğinizde görevli biletinizi damgalar. Bu etkileşim, kurguyu fiziksel dünyaya taşır.
Son olarak ise, Orhan Pamuk, romanın sonunda bir karakter olarak hikayeye katılır. Kemal'in kendisine gelip "Orhan Bey, hikayemi siz yazın," dediğini anlatır. Bu anlatım tekniği üst kurgu olur ve okuyucuda biyografik bir eser okuyormuş hissi uyandırır.

ORHAN KEMAL KARAKTERLERİN KAYNAĞINI AÇIKLADI!
Orhan Pamuk, bir röportajında Füsun ve Kemal hakkında şunları aktarmıştı;
"Kemal ben değilim ama Kemal’in hissettiği pek çok duyguyu, saplantıyı ve aşk acısını biliyorum. Kemal, 70'lerin Nişantaşı zenginliğini, o dönemin sınıf çatışmalarını ve Batılılaşma sancılarını temsil eden bir figürdür.
Füsun ise, dönemin kısıtlanmış kadın kimliğini, güzellik yarışmalarını ve orta sınıf bir genç kızın hayallerini sembolize eder. Kemal ve Füsun, binlerce farklı İstanbullunun anılarından, eşyalarından ve acılarından damıtılarak oluşturulmuş evrensel birer semboldür.”







