Avrupa’da basmati pirincine yönelik yeni bir gıda güvenliği uyarısı yapıldı. Almanya’da çevrimiçi platformlarda satılan bazı organik basmati pirinçlerinde aflatoksin B1 limitlerinin aşıldığı açıklanırken, söz konusu ürünler için geri çağırma kararı alındı.
ORGANİK PİRİNÇTE KANSEROJEN TOKSİN
Almanya merkezli Reishunger GmbH tarafından yapılan duyuruda, farklı gramajlardaki bazı organik basmati pirinçleri ile pirinç karışımlarında aflatoksin B1 tespit edildiği bildirildi.
Aflatoksin B1, bilimsel olarak en güçlü doğal kanserojenlerden biri olarak kabul ediliyor ve özellikle karaciğer hasarı ile ilişkilendiriliyor.
Yetkililer söz konusu ürünler için geri çağırma kararı alındığını ve tüketilmemesi gerektiğini açıkladı.
PİŞİRMEK TOKSİNİ YOK ETMİYOR
Uzmanlara göre aflatoksinler küf kaynaklı mikotoksinler arasında yer alıyor ve en önemli özelliklerinden biri ısıya dayanıklı olmaları.
Bu nedenle pirincin pişirilmesi toksini ortadan kaldırmuyor. Uzun süreli ve düzenli tüketim durumunda sağlık risklerinin artabileceği belirtiliyor.
AVUSTURYA’DAN DA UYARI GELDİ
9 Nisan’da Avusturya da Hindistan’dan ithal edilen bazı basmati pirinçlerinde mineral yağ kirliliği tespit edildiğini duyurdu.
Yapılan analizlerde pirinçlerdeki MOSH ve MOAH değerlerinin mevzuata uygun olmadığı belirtildi.
Bu maddeler, üretim makineleri, ambalajlar veya çevresel kaynaklar aracılığıyla gıdalara bulaşabilen mineral yağ hidrokarbonları olarak biliniyor.
Araştırmalar MOSH’un vücutta birikebildiğini, MOAH’ın ise genotoksik kanserojen özellik taşıyabileceğini gösteriyor.
AVRUPA’DA BASMATİ PİRİNCİ ALARMI
Avrupa Birliği Gıda Alarm Sistemi (RASFF) kayıtlarına göre 2025 yılı boyunca Hindistan ve Pakistan menşeli pirinçlerde;
aflatoksin B1
yasaklı pestisit kalıntıları
mineral yağ bulaşmaları gibi birçok uygunsuzluk tespit edildi.
Sadece 2025’in son dört ayında Avrupa’da en az 10 farklı basmati pirinci partisi sınırdan geri çevrildi veya piyasadan toplatıldı.
TÜRKİYE İÇİN DE ÖNEMLİ
Basmati pirinci Türkiye’de de yoğun şekilde ithal edilerek farklı markalarla satışa sunuluyor.
Bu nedenle Avrupa’da ortaya çıkan gıda güvenliği bildirimlerinin Türkiye’deki tüketiciler için de yakından takip edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar özellikle ithal ürünlerde menşe ülke analiz raporlarının ve denetim süreçlerinin daha şeffaf olması gerektiğine dikkat çekiyor.







