Küresel içecek devi Heineken’de uzun süredir konuşulan kritik ayrılık resmileşti. Şirketin CEO’su Dolf van den Brink, zayıflayan finansal performans ve yükselen yatırımcı baskısı nedeniyle görevini bırakma kararı aldı. Dünyanın en büyük ikinci bira üreticisinde yaşanan bu gelişme, sektörde domino etkisi yaratırken şirket hisselerinde sert hareketlere neden oldu.
YATIRIMCI BASKISI SONUNU GETİRDİ
2020’den bu yana görevinin başında bulunan Van den Brink, özellikle son dönemlerde düşen satışlar, gerileyen kârlılık oranları ve beklentileri karşılamayan bilançolar nedeniyle yatırımcıların hedefi haline gelmişti. İstifanın duyurulması piyasaları da sarstı ve şirket hisseleri açıklamanın ardından yaklaşık yüzde 3 değer kaybetti.
PANDEMİ VE MALİYET ŞOKU ALTINDA DÖNEM
Haziran 2020’de pandeminin en sert döneminde göreve başlayan Van den Brink’in performansı adeta kriz yönetimi sınavına döndü. Pandemi sonrası ham madde fiyatlarındaki artış, zayıflayan bira tüketimi ve yüksek enflasyon,
şirketin kâr marjlarını baskıladı. Beklentileri karşılayamayan bilanço sonuçları ve hisse performansındaki durgunluk, istifanının kaçınılmaz olduğu yorumlarını beraberinde getirdi.
SEKİZ AYLIK GEÇİŞ SÜRECİ
Heineken yönetimi, görev değişiminin ardından oluşabilecek boşluğu minimize etmek için danışmanlık süreci planladı. Van den Brink’in 31 Mayıs’tan sonra sekiz ay boyunca şirkete stratejik danışmanlık vereceği açıklandı. Tiger ve Amstel gibi global markaları bünyesinde barındıran şirket, yeni CEO arayışını resmen başlattı.
SEKTÖRÜN ÜZERİNDEKİ KARA BULUTLAR
Heineken’deki yönetim değişiminin, yalnızca şirket özelinde değil tüm içecek sektöründe yaklaşan dönüşümün işareti olduğu belirtiliyor. Genç neslin alkol tüketim alışkanlıklarının değişmesi, yeni rakiplerin piyasaya girmesi ve kilo verme ilaçlarının tüketim davranışlarını değiştirmesi, sektörü baskılıyor. Ayrıca Nijerya ve Vietnam gibi stratejik pazarlarda yaşanan daralma, yeni CEO’nun önündeki en büyük sınavlar arasında gösteriliyor.







