Türkiye’de evlilik sürecinde yaşanan ekonomik şiddet vakaları sık sık gündeme geliyor. Şiddet sadece fiziksel değil, ekonomik de olabiliyor. Temel ihtiyaçlar için para vermemekten, eşin harcamalarını baskıcı bir şekilde kısıtlamaya kadar birçok davranış artık mahkemelerde karşılık buluyor. Uzmanlar uyardı. Bu tür dayatmalar sadece evlilikte değil, nişanlılık döneminde de ciddi tazminat davalarına konu edilerek mağduriyetlerin giderilmesini sağlıyor.
EKONOMİK ŞİDDET NE?
Ekonomik şiddet, bir bireyin maddi kaynaklara erişiminin kısıtlanması, kişisel gelirinin tahakküm altına alınması veya zaruri ihtiyaçlarının bilinçli olarak karşılanmamasıdır. Türk hukuk sisteminde fiziksel ve psikolojik şiddetle eş değer bir kusur olarak kabul edilen bu durum, özellikle çalışmayan eşin harçlıktan mahrum bırakılması veya ev bütçesine katkı sağlanmaması gibi pratiklerle karşımıza çıkıyor. Yargıtay’ın emsal kararlarıyla 'ağır kusur' sayılan bu eylemler, artık boşanma ve tazminat davalarının temel dayanaklarından birini oluşturuyor.
AĞIR KUSUR SAYILIYOR
Yargıtay’ın son kararlarına göre; eşlerden birinin diğerine ait banka
kartına el koyması veya maaş geliri üzerinde tek taraflı mutlak kontrol kurması, açık bir ekonomik şiddet vakasıdır. Bireyin kendi geliri üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen ortadan kaldıran bu tür baskıcı uygulamalar, boşanma davalarında 'ağır kusur' sayılmakta; banka hesap hareketleri ve harcama kayıtları ise mahkemelerde en güçlü ispat araçlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Ekonomik şiddetin sadece evlilikle sınırlı olmadığı vurgulanıyor. Nişanlılık sürecinde yaşanan benzer durumlarda taraflardan biri nişanı haklı gerekçeyle de bitirilebilir. Bu durumda hem maddi hem de manevi tazminat talep etme hakkı doğabiliyor. Ekonomik şiddet olaylarında, mağdur tarafın uğradığı zararlar için dava açma imkanı da doğuyor. Nişan sürecinde yapılan harcamalar ya da kişilik haklarının zedelenmesi halinde de tazminat talepleri gündeme gelebiliyor. Hukukçular, ekonomik baskı iddialarının her evliliğin kendi dinamikleri ve somut olayın özel şartları çerçevesinde titizlikle incelendiğini vurguluyor. Yargılama sürecinde tarafların mali imkanları, yaşam standartları ve sergilenen davranışların sürekliliği, kararın seyrini belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor.







