Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, müteahhitten satın aldığı daireyi teslim alarak kullanmaya başlayan ancak tapusunu alamayan tüketiciyi ilgilendiren dikkat çekici bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, somut olayda taşınmazı daha sonra tapudan devralan kişinin iyi niyetli sayılamayacağı yönündeki değerlendirmeyi hukuka uygun buldu ve tapunun iptal edilerek ilk alıcı adına tesciline ilişkin kararı oy birliğiyle onadı. Karar, 30 Nisan 2026 tarihinde verildi.
DAİRE 2013 YILINDA TESLİM EDİLDİ
Dava dosyasına göre tüketici, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yükleniciye düşen bağımsız bölümlerden birini satın aldı. Konut Kasım 2013’te fiilen teslim edilirken alıcı ailesiyle birlikte daireye yerleşti. Doğalgaz aboneliği yaptırıldı ve adres kaydı da söz konusu konuta taşındı.
Ancak tüketici, tapu devrini talep etmesine rağmen yüklenicinin işlemi gerçekleştirmediğini ve daha sonra dairenin başka bir kişiye devredildiğini öğrendi.
AYNI BİNADA 3 DAİRE AYNI GÜN DEVREDİLDİ
Davacı, aynı binadaki üç bağımsız bölümün 28 Ocak 2014’te yükleniciyle ticari ilişkisi bulunan kişiye devredildiğini ileri sürdü.
Taşınmazların aynı tarihte devredilmesi, satış bedellerinin düşük olduğu iddiası ve taraflar arasındaki ticari ilişki, davacının muvazaa iddiasının dayanakları arasında gösterildi.
İlk alıcı, tapuyu daha sonra devralan kişinin konutta kendisinin oturduğunu bildiğini ve buna rağmen devrin gerçekleştirildiğini savunarak tapu iptali ve tescil davası açtı.
TÜKETİCİ MAHKEMESİ TAPUYU İPTAL ETTİ
Şanlıurfa 1. Tüketici Mahkemesi, tanık anlatımları, abonelik kayıtları, taraflar arasındaki ticari ilişki ve taşınmazın fiilî kullanımını değerlendirdi.
Mahkeme, tapuyu devralan davalının taşınmazı görmeden satın aldığı yönündeki savunmasını somut olayın koşullarında hayatın olağan akışına aykırı buldu. Devrin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak tapu kaydının iptaline ve bağımsız bölümün ilk alıcı adına tesciline karar verildi.
İSTİNAF DA İLK ALICIYI HAKLI BULDU
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi de yerel mahkemenin kararını hukuka uygun buldu.
Dosyada, davacının tapu devrinden önce dairede oturduğu ve
doğalgaz aboneliğini yaptırdığı belirlendi. Tapuyu daha sonra alan kişinin de polis merkezindeki ifadesinde, taşınmazı satın aldığı sırada dairede davacının oturduğunu kabul ettiği kaydedildi.
Bölge Adliye Mahkemesi bu şartlarda sonraki malikin iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğine karar verdi.
YARGITAY OY BİRLİĞİYLE ONADI
Dosyanın temyize taşınmasının ardından Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını inceledi.
Yargıtay, uyuşmazlığı yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemi olarak değerlendirdi. Dosyadaki deliller, yargılama ve ispat kuralları ile istinaf kararındaki gerekçelerin hukuka uygun olduğunu belirterek kararı oy birliğiyle onadı.
TAPU KAYDI HER DURUMDA KORUMUYOR
Türk Medeni Kanunu’nun 1023’üncü maddesi uyarınca tapu sicilindeki kayda iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı kural olarak korunuyor.
Ancak bu korumanın temel şartlarından biri iyi niyet. Somut olayda sonraki malikin dairede başka bir kişinin oturduğunu bilmesi, taraflar arasındaki ticari ilişkiler ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek iyi niyet savunması kabul edilmedi.
HER ADİ SÖZLEŞME TAPU HAKKI VERMİYOR
Karar, adi yazılı sözleşmeyle konut satın alan herkesin doğrudan tapu sahibi olacağı anlamına gelmiyor.
Uyuşmazlık, yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan bağımsız bölüm üzerindeki şahsi hakkının alıcıya temlik edilmesi, taşınmazın fiilen teslim edilmesi ve sonraki devralanın iyi niyetli olup olmadığı çerçevesinde değerlendirildi.
Bu nedenle benzer uyuşmazlıklarda sözleşmenin niteliği, teslim, ödeme, fiilî kullanım ve sonraki malikin iyi niyeti ayrı ayrı incelenecek.
BİR TEMYİZ BAŞVURUSU SÜREDEN REDDEDİLDİ
Dosyadaki davalılardan birinin temyiz başvurusu ise esas yönünden incelenmedi.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı vekile 30 Haziran 2025’te tebliğ edildi. Yargıtay, yeni vekile daha sonra yapılan tebligatın yeni bir temyiz süresi başlatmayacağına hükmetti.
Temyiz dilekçesi iki haftalık yasal süre geçirildikten sonra 22 Temmuz 2025’te verildiği için başvuru süre yönünden reddedildi.







