Mide yanması, şişkinlik, hazımsızlık ve üst karın bölgesindeki ağrı, çoğu zaman beslenme düzenine veya strese bağlanıyor. Ancak uzun süren mide şikâyetlerinin arkasında Helicobacter pylori adlı bakteri de bulunabiliyor.
Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının bu bakteriyle enfekte olduğu tahmin ediliyor. Enfeksiyon birçok kişide belirti oluşturmasa da bazı hastalarda kronik gastrit, mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri gibi rahatsızlıklara yol açabiliyor. Uzun süreli enfeksiyon, mide kanseri açısından da önemli bir risk faktörü olarak kabul ediliyor.
MİDENİN ASİTLİ ORTAMINDA YAŞAYABİLİYOR
Helicobacter pylori, midenin güçlü asit ortamında hayatta kalmasını sağlayan özel bir mekanizmaya sahip. Bakterinin üreaz adı verilen enzimi, üreyi amonyak ve karbondioksite parçalayarak çevresindeki asitliği azaltıyor.
Bu özellik sayesinde mideyi kaplayan koruyucu tabakaya yerleşebilen bakteri, zamanla kronik iltihaplanmaya neden olabiliyor. Tedavi edilmeyen enfeksiyon bazı kişilerde gastrit ve ülser gelişimine zemin hazırlarken, enfekte olan herkesin ciddi hastalık yaşayacağı anlamına gelmiyor.
BELİRTİ VERMEDEN YILLARCA KALABİLİYOR
H. pylori enfeksiyonu çoğu kişide uzun süre belirti göstermeyebiliyor. Belirti ortaya çıktığında ise üst karın ağrısı, yanma, şişkinlik, bulantı, sık geğirme, iştahsızlık ve hazımsızlık görülebiliyor.
Bu yakınmalar yalnızca H. pylori’ye özgü değil. Reflü, fonksiyonel hazımsızlık, ülser, safra kesesi hastalıkları ve farklı sindirim sistemi sorunları da benzer belirtilere neden olabiliyor. Bu nedenle yalnızca şikâyetlere bakılarak tanı konulamıyor.
NEFES ÖRNEĞİYLE AKTİF ENFEKSİYON ARAŞTIRILIYOR
H. pylori’nin tespitinde kullanılan yöntemlerden biri karbon-13 üre nefes testi. Girişimsel olmayan bu yöntemde hastadan önce başlangıç nefes örneği alınıyor, ardından karbon-13 ile işaretlenmiş üre içeren sıvı veya tablet veriliyor.
Midede aktif H. pylori enfeksiyonu varsa bakterinin üreaz enzimi üreyi parçalayarak işaretli karbondioksit oluşturuyor. Bu gaz kana geçiyor, akciğerlere ulaşıyor ve nefesle dışarı atılıyor. Belirli bir süre sonra alınan ikinci nefes örneğindeki karbon-13 düzeyi ölçülerek aktif enfeksiyon bulunup bulunmadığı değerlendiriliyor.
Karbon-13 radyoaktif olmayan, kararlı bir izotop olarak biliniyor. Üre nefes testi, doğru koşullarda uygulandığında aktif enfeksiyonun belirlenmesinde yüksek doğruluğa sahip yöntemlerden biri kabul ediliyor.
TEK NEFESLE TANI KONULMUYOR
Test halk arasında “nefes testi” olarak adlandırılsa da yalnızca bir kez üflemekten ibaret değil. Uygulama protokolüne göre hastadan içecek veya tablet öncesinde ve sonrasında en az iki ayrı nefes örneği alınabiliyor.
Test genellikle 20 ila 40 dakika içinde tamamlanıyor. Ancak bu işlem “midenin haritasını çıkarmaz”; yalnızca aktif H. pylori enfeksiyonuna ilişkin sonuç verir. Ülserin yeri, mide duvarındaki yara veya şüpheli oluşumlar nefes testiyle görüntülenemez.
ENDOSKOPİ HER HASTADA GEREKMEYEBİLİR
/>
Üre nefes testi sayesinde birçok hastada H. pylori araştırması için endoskopi yapılmadan sonuç alınabiliyor. Buna karşın test, endoskopinin yerini her durumda tutmuyor.
Yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, kanlı kusma, siyah dışkı, tekrarlayan kusma veya mide kanseri açısından yüksek risk gibi alarm bulguları bulunan kişilerde hekim endoskopi isteyebiliyor. Endoskopi sırasında mide dokusundan biyopsi alınarak H. pylori ve başka hastalıklar da incelenebiliyor.
İLAÇLAR YALANCI NEGATİF SONUCA YOL AÇABİLİR
Bazı ilaçlar bakterinin faaliyetini geçici olarak baskılayarak enfeksiyon bulunduğu halde test sonucunun negatif çıkmasına neden olabiliyor.
Güncel kılavuzlarda proton pompası inhibitörü olarak bilinen mide asidi baskılayıcı ilaçların testten yaklaşık 2 hafta önce bırakılması öneriliyor. Antibiyotikler ile bizmut içeren ilaçların ise genellikle en az 4 hafta önceden kesilmiş olması gerekiyor. İlaçlar mutlaka hastayı takip eden hekimin bilgisi ve yönlendirmesiyle bırakılmalı.
AÇLIK SÜRESİ MERKEZE GÖRE DEĞİŞEBİLİR
Test öncesindeki açlık süresi kullanılan test kitine ve sağlık kuruluşunun protokolüne göre değişebiliyor. Birçok merkez birkaç saatlik açlık isterken bazıları testin sabah aç karnına yapılmasını talep edebiliyor.
Hastaların testten önce sigara, sakız, yiyecek ve içecek konusunda laboratuvarın verdiği özel talimatlara uyması gerekiyor. “Su dahil kesinlikle hiçbir şey tüketilmemeli” veya “diş fırçalanmamalı” gibi kurallar ise bütün test protokolleri için geçerli kabul edilmemeli.
POZİTİF ÇIKARSA TEDAVİ KİŞİYE GÖRE BELİRLENİYOR
Test sonucu pozitif çıkan hastalarda tedavi; bölgedeki antibiyotik direncine, daha önce kullanılan ilaçlara, alerjilere ve kişinin sağlık durumuna göre belirleniyor.
Güncel kılavuzlarda birçok hasta için asit baskılayıcı ilaç, bizmut ve birden fazla antibiyotiğin yer aldığı 14 günlük dörtlü tedavi seçenekleri öne çıkıyor. Her hastaya otomatik olarak aynı iki antibiyotiğin verilmesi önerilmiyor; antibiyotik seçiminin hekim tarafından yapılması gerekiyor.
TEDAVİDEN SONRA YENİDEN TEST YAPILIYOR
Belirtilerin azalması bakterinin tamamen temizlendiğini göstermeyebiliyor. Bu nedenle tedavi gören hastalarda eradikasyonun doğrulanması öneriliyor.
Kontrol testi, antibiyotik ve bizmut tedavisinin bitiminden en az 4 hafta sonra yapılmalı. Proton pompası inhibitörlerinin ise testten yaklaşık 2 hafta önce kesilmesi gerekiyor. Kontrol amacıyla üre nefes testi veya dışkıda antijen testi kullanılabiliyor.
HER MİDE ŞİKÂYETİ BAKTERİDEN KAYNAKLANMIYOR
Mide yanması, şişkinlik veya reflü yaşayan herkesin H. pylori taşıdığı söylenemez. Benzer yakınmaların altında farklı hastalıklar bulunabileceği için test ve tedavi kararının doktor değerlendirmesiyle verilmesi önem taşıyor.
Şiddetli veya giderek artan karın ağrısı, siyah dışkı, kanlı kusma, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.







