Uzm. Dyt. Samet Yağlı: “Kilo kaybı sadece tartıdaki rakamla ölçülmemeli; kas kaybı, protein yetersizliği ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları mutlaka takip edilmelidir.”
Son dönemde zayıflama iğnelerine olan ilgi hızla artarken, bu tedavilerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı da önemli tartışmaları beraberinde getiriyor. GLP-1 temelli tedaviler iştahı azaltarak, tokluk hissini artırarak ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybını destekleyebiliyor. Ancak uzmanlara göre bu etki, tek başına sağlıklı beslenme davranışının geliştiği anlamına gelmiyor. Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, zayıflama iğnelerinin kilo yönetiminde etkili bir araç olabileceğini ancak bu sürecin mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor.
ZAYIFLAMA İĞNESİ NASIL YENMESİ GEREKTİĞİNİ ÖĞRETMEZ
“Zayıflama iğnesi iştahı azaltabilir; fakat kişiye neyi, ne kadar ve nasıl yemesi gerektiğini öğretmez. Kişi daha az yemeye başladığında bu her zaman daha doğru beslendiği anlamına gelmez. Hatta bazı kişilerde protein, lif, vitamin ve mineral alımı belirgin şekilde azalabilir.” diyen Uzm. Dyt. Samet Yağlı, hızlı kilo kaybında en önemli konulardan birinin kas kütlesinin korunması olduğunu vurguluyor.Yağlı’ya göre zayıflama iğnesi kullanan birçok kişi, iştahı azaldığı için öğün atlayabiliyor, sadece birkaç lokmayla günü geçirebiliyor ya da mide bulantısı nedeniyle protein kaynaklarından uzaklaşabiliyor. Bu durum kısa vadede tartıda düşüş sağlasa da uzun vadede kas kaybı, halsizlik, metabolik adaptasyon ve kilo kontrolünde zorlanma gibi sorunlara zemin hazırlayabiliyor.
HER KİLO YAĞDAN GİTMEZ
“Buradaki kritik nokta şu: Tartıda verilen her kilo yağdan gitmez. Kilo kaybının kalitesi önemlidir. Eğer kişi yeterli protein almıyor, direnç egzersizi yapmıyor ve beslenme düzenini öğrenmiyorsa, kaybettiği kilonun bir bölümü kas dokusundan olabilir. Bu da ilerleyen dönemde hem metabolik sağlık hem de kilo koruma açısından risk yaratır.”GLP-1 temelli tedavilerde mide boşalmasının yavaşlaması nedeniyle bulantı, erken doyma, hazımsızlık, kabızlık veya bazı besinlere karşı isteksizlik görülebiliyor. Bu nedenle beslenme planının standart bir diyet listesi gibi değil, kişinin toleransına, tedavi dozuna, mevcut hastalıklarına, kan bulgularına ve günlük yaşamına göre düzenlenmesi gerekiyor.
Uzm. Dyt. Samet Yağlı, bu süreçte en sık yapılan hataları şöyle sıralıyor:
Yeterli protein almamak:
İştah azalınca et, tavuk, balık, yumurta, yoğurt, peynir, baklagil gibi protein kaynakları da azalabiliyor. Bu durum kas kaybı riskini artırabilir.
Öğünleri tamamen kesmek:
Az yemek ile doğru beslenmek aynı şey değildir. Uzun süre çok düşük enerji almak sürdürülebilir değildir.
Lif alımını ihmal etmek:
Sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerin yetersiz tüketilmesi kabızlık ve bağırsak düzeninde bozulmaya neden olabilir.
Sadece tartıya odaklanmak:
Kilo kaybının yağdan mı, kastan mı, sudan mı geldiği değerlendirilmeden yapılan takip eksiktir.
Egzersizi tamamen bırakmak:
Özellikle direnç egzersizleri, kilo kaybı sürecinde kas kütlesini korumak için büyük önem taşır.
İlacın beslenme eğitimini yerine koymak:
İlaç iştahı baskılayabilir ancak porsiyon kontrolü, dengeli tabak modeli, duygusal yeme yönetimi ve kilo koruma becerisi kazandırmaz.

Yağlı, zayıflama iğnesi kullanan kişilerin düzenli vücut analizleri, kan tahlilleri, protein alımı takibi, sıvı tüketimi, bağırsak düzeni ve fiziksel aktivite açısından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
“Bu tedaviler doğru kişide, doğru endikasyonla ve doğru takip sistemiyle kullanıldığında kilo yönetiminde önemli fayda sağlayabilir. Ancak ‘iğne başladım, artık beslenmeme dikkat etmeme gerek yok’ düşüncesi en büyük hatadır. Asıl hedef sadece kilo vermek değil; yağ kaybını artırmak, kası korumak, sağlıklı beslenme davranışını öğrenmek ve verilen kiloyu sürdürebilmektir.”
Zayıflama iğnelerinin kozmetik bir hızlı zayıflama yöntemi gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Samet Yağlı, bu tedavilerin mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve diyetisyen takibiyle desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.
“İştah azalması bir fırsattır; ama bu fırsat doğru beslenme eğitimiyle değerlendirilmezse kalıcı başarıya dönüşmez. Kişi iğneyle daha az yemeyi öğrenebilir ama doğru yemeyi öğrenemez. Doğru beslenme hâlâ öğrenilmesi gereken bir davranıştır.”







