• İSTANBUL İMSAK  05:41 GÜNEŞ  07:05 ÖĞLE  12:56 İKİNDİ  16:03 AKŞAM  18:37 YATSI  19:56
  • 49,216
  • 55,2105

İş arama eğilimi 26 ülkede yükseldi! Bir ülkede oran yüzde 72'ye ulaştı

İş arayanların oranı yükseliyor.26 ülkede 5 bin 107 çalışanla yapılan araştırma, ülkeler arasındaki çarpıcı farkı ortaya koydu. İşte detaylar!

İş arama eğilimi 26 ülkede yükseldi! Bir ülkede oran yüzde 72'ye ulaştı

Küresel iş gücü piyasasında çalışanların yeni iş arayışı hız kazanıyor. 26 ülkeden 5 bin 107 kişinin katıldığı araştırma, mevcut işinden ayrılarak farklı fırsatları değerlendirmek isteyenlerin sayısında artış yaşandığını ortaya koydu. Son 12 ayda aktif olarak iş aradığını belirtenlerin oranı yüzde 40'a yükselirken önceki iki çeyrekte bu oran yüzde 37 seviyesindeydi. Çalışanların yüzde 59'u mevcut işinde kalmaya daha sıcak baksa da ülkeler arasındaki farklılıklar dikkat çekti. Bir ülkede yeni iş arayanların oranı yüzde 72'ye kadar ulaşırken maaş beklentileri, iş güvencesi ve ekonomik koşullar çalışanların tercihlerinde belirleyici oldu. Peki, iş arayışının en yoğun olduğu ülkeler hangileri? İşte araştırmanın dikkat çeken sonuçları...

İŞ ARAMA ORANINDA ZİRVE RUANDA'NIN! ASYA ÜLKELERİNDE FARKLI TABLO

26 ülkede gerçekleştirilen araştırma, çalışanların iş değiştirme eğilimlerinin ülkeden ülkeye önemli ölçüde farklılaştığını ortaya koydu. Yeni bir iş bulmak için harekete geçenlerin oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 72 ile Ruanda oldu.

Ruanda'yı yüzde 65 ile Tanzanya, yüzde 64 ile Zimbabve, yüzde 62 ile Uganda ve yüzde 55 ile Kenya izledi. Böylece iş arama eğiliminin en yoğun olduğu ülkeler arasında Afrika ülkelerinin ağırlığı dikkat çekti. Asya'da ise daha farklı bir görünüm ortaya çıktı. Çin'de çalışanların yalnızca yüzde 20'si, Japonya'da ise yüzde 24'ü son bir yıl içerisinde aktif olarak yeni iş aradığını belirtti. Bu sonuçlar, iş değiştirme isteğinin ülkelerin ekonomik ve çalışma koşullarına göre önemli ölçüde farklılaşabildiğini gösterdi.

tanzanya-is-arama-orani.png

EKONOMİK FIRSATLARDA SUUDİ ARABİSTAN İLK SIRADA

Araştırmada çalışanlara yalnızca mevcut işlerinden memnuniyetleri değil, ülkelerindeki ekonomik imkânlara ilişkin düşünceleri de soruldu. Suudi Arabistan'da ankete katılanların yüzde 74'ü, ülkelerindeki ekonomik fırsatları çevre ülkelere kıyasla daha avantajlı bulduğunu ifade etti. Bu oran Birleşik Arap Emirlikleri'nde yüzde 66, Ruanda'da yüzde 58, Hindistan'da ise yüzde 48 olarak kaydedildi.

Buna karşılık bazı ülkelerde çalışanların ekonomik geleceklerine ilişkin değerlendirmeleri daha olumsuz oldu. Zimbabve'de katılımcıların yüzde 70'i, kendi ülkelerindeki fırsatların komşu ülkelere göre daha sınırlı olduğunu düşündüğünü belirtti. Nijerya ve Uganda'da bu görüşü paylaşanların oranı yüzde 65'e ulaşırken Endonezya'da yüzde 60 olarak ölçüldü. Avrupa ülkelerinde de benzer endişeler görüldü. İtalya'da çalışanların yüzde 55'i ekonomik fırsatları çevre ülkelere göre yetersiz bulurken bu oran Fransa'da yüzde 49, Almanya'da ise yüzde 45 oldu. Araştırmada ortaya çıkan bu oranlar, ülkelerin gerçek ekonomik performansını karşılaştırmaktan ziyade çalışanların yaşadıkları ülkeye ilişkin kişisel değerlendirmelerini yansıtıyor.

ÇALIŞANLARIN YALNIZCA YÜZDE 23'Ü EKONOMİK KOŞULLARDAN MEMNUN

Anketin küresel sonuçları, çalışanların ekonomik şartlara ilişkin memnuniyetinin düşük seviyelerde kaldığını gösterdi. Katılımcıların yalnızca yüzde 23'ü ülkesindeki genel ekonomik koşulları olumlu değerlendirirken maaşıyla karşılaştırıldığında yaşam maliyetinden memnun olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 24 oldu. İş gücü piyasasının mevcut durumuna olumlu yaklaşanların oranı da yüzde 26'da kaldı. Bu veriler, çalışanların önemli bir bölümünün gelir düzeyi, geçim giderleri ve yeni istihdam olanakları konusunda temkinli bir yaklaşım benimsediğine işaret etti. İşverenlerin geleceğine yönelik beklentilerde de gerileme görüldü. Çalıştığı kurumun geleceğinden umutlu olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 53'e inerken bu oran yılın ikinci çeyreğinde yüzde 57, ilk çeyreğinde ise yüzde 56 seviyesindeydi.

İŞ DEĞİŞTİRME KARARINDA MAAŞ BELİRLEYİCİ OLDU

Araştırma, çalışanların bir işe başlamasında, mevcut görevini sürdürmesinde veya başka bir iş aramasında en önemli etkenin ücret olduğunu ortaya koydu. Maaşın ardından sunulan yan haklar, istihdam güvencesi, kariyerde yükselme imkânları ve iş ile özel yaşam arasındaki denge öne çıktı.

Ancak çalışanların işlerine bağlılığını yalnızca kazandıkları ücret belirlemedi. Kurum içindeki ilişkiler, yapılan işin anlamlı bulunması ve

kişinin katkılarının takdir edilmesi de çalışanların iş yerindeki memnuniyetinde etkili oldu. Bu sonuçlar, şirketlerin çalışanlarını elde tutmak için rekabetçi ücret politikalarının yanında çalışma ortamının niteliğine de önem vermesi gerektiğine işaret ediyor.

AİDİYET HİSSETMEYENLERİN YÜZDE 61'İ İŞTEN AYRILMAYI DÜŞÜNDÜ

Çalışanların iş yerlerine duydukları bağlılık ile iş değiştirme eğilimleri arasındaki ilişki, araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri oldu. Kendini çalıştığı kuruma ait hissetmekten memnun olmayanların yüzde 61'i, son 12 ay içerisinde işinden ayrılmayı ciddi biçimde düşündüğünü söyledi. İş yerindeki aidiyet duygusundan memnun olanlarda ise bu oran yalnızca yüzde 18 seviyesinde kaldı. İki grup arasındaki 43 puanlık fark, çalışanların iş değiştirme kararlarında yalnızca maddi koşulların değil, iş ortamında kendilerini nasıl hissettiklerinin de önemli olduğunu gösterdi.

Araştırmaya katılanların yüzde 74'ü çalıştıkları kuruma aidiyet duyduğunu belirtirken işlerini anlamlı bulmak, becerilerini kullanabilmek ve emeklerinin karşılığında takdir görmek bağlılığı artıran unsurlar arasında yer aldı.

YAPAY ZEKÂ KULLANIMI ARTIYOR ANCAK İŞ KAYBI ENDİŞESİ SINIRLI

Araştırmanın bir diğer önemli bölümünde üretken yapay zekânın çalışma hayatındaki yeri değerlendirildi. Katılımcıların yüzde 39'u yapay zekâ araçlarından işlerinde sık sık veya sürekli yararlandığını açıkladı. Teknolojinin iş gücü üzerindeki olası etkilerine ilişkin sorularda ise farklı bir sonuç ortaya çıktı. Çalışanların yüzde 67'si, yapay zekâ nedeniyle önümüzdeki 12 ay içerisinde işinin tamamen ortadan kalkması konusunda çok az endişe duyduğunu veya hiç kaygı taşımadığını belirtti. Bu tablo, yapay zekânın çalışma hayatında daha görünür hale gelmesine rağmen katılımcıların büyük bölümünün yakın vadede doğrudan işini kaybetmeyi beklemediğini ortaya koydu.

suudi-arabistan-is-arama-orani.jpg

YAPAY ZEKÂYI EN YOĞUN KULLANAN ÜLKELER ARASINDA HİNDİSTAN ÖNE ÇIKTI

Üretken yapay zekâ araçlarının iş yerindeki kullanım sıklığı da ülkeler arasında belirgin farklılıklar gösterdi. Hindistan'da çalışanların yüzde 66'sı, yapay zekâyı işlerinde düzenli olarak kullandığını belirtirken Birleşik Arap Emirlikleri'nde bu oran yüzde 64'e ulaştı. Endonezya'da yüzde 55 seviyesinde ölçülen kullanım oranı, Japonya'da yüzde 16'da kaldı. Almanya ve Fransa'da ise çalışanların yüzde 19'u üretken yapay zekâdan iş yaşamında sık veya sürekli yararlandığını ifade etti. Ortaya çıkan sonuçlar, yeni teknolojilerin iş süreçlerine dâhil edilme hızının ülkeler arasında aynı olmadığını gösterdi.

TÜRKİYE'DE ÇALIŞANLARIN YÜZDE 70'İ İŞİNDE KALMAK İSTİYOR

Araştırmanın Türkiye sonuçları, çalışanların mevcut işlerini sürdürme eğiliminin küresel ortalamaya kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Türkiye'den ankete katılanların yüzde 70'i, bulunduğu iş yerinde kalmaya daha yatkın olduğunu belirtti. Son 12 ayda aktif olarak yeni bir iş aradığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 26 olarak kaydedildi. Böylece Türkiye'deki iş arama eğilimi, araştırmanın yüzde 40 olarak ölçülen genel oranının altında kaldı. Üretken yapay zekânın iş yaşamındaki kullanımına bakıldığında ise Türkiye'de çalışanların yüzde 38'inin bu teknolojiden sık veya sürekli yararlandığı görüldü. Bu sonuç, Türkiye'deki yapay zekâ kullanım oranının araştırmanın yüzde 39'luk küresel seviyesine oldukça yakın olduğunu gösterdi.

EKONOMİK KAYGILARA RAĞMEN ÇALIŞANLAR KENDİ BECERİLERİNE GÜVENİYOR

Araştırmada ekonomik şartlar ve istihdam fırsatlarına ilişkin olumsuz değerlendirmeler öne çıksa da çalışanların kendi yetenekleri hakkındaki düşünceleri daha iyimser oldu. Katılımcıların yüzde 87'si, iş yerlerinde yaşanan değişimlere başarılı biçimde uyum sağladığına inandığını belirtti. Becerilerini geliştirdiğini ifade edenlerin oranı yüzde 85 olurken iş yaşamında karşılaştıkları yeni sorunların üstesinden gelebildiğini düşünenlerin oranı da yüzde 85 olarak ölçüldü. Böylece çalışanların ülkelerindeki ekonomik koşullara yönelik güveni sınırlı kalırken kişisel yetkinlikleri ve değişen çalışma şartlarına uyum sağlama kapasitelerine ilişkin güvenlerinin daha yüksek olduğu görüldü.

Yorum Yap
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Çerez Politikası