Günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen migren, yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değil; ataklarla seyreden kronik bir nörolojik hastalık olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre migrenin kontrol altına alınmasında ilaç tedavisi kadar beslenme alışkanlıkları da belirleyici rol oynuyor.
MİGRENDE BESLENMENİN KRİTİK ROLÜ
Hulusi Keçeci, migrenin genetik ve çevresel etkenlerin yanı sıra günlük beslenme düzeninden de güçlü biçimde etkilendiğini vurguladı. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Keçeci, yaşam tarzı değişikliklerinin migren ataklarının sıklığını azaltabileceğini söyledi.
“Şeker hastaları nasıl beslenmesine dikkat etmek zorundaysa, migren hastaları da tetikleyicilerden uzak durmalı” diyen Keçeci, aksi halde gereksiz ilaç kullanımının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
ESKİTİLMİŞ PEYNİR VE İŞLENMİŞ GIDALARA DİKKAT
Uzmanlara göre özellikle bekletilerek üretilen ve tyramin içeriği yüksek gıdalar migreni
tetikleyebiliyor. Kaşar, parmesan, çedar gibi eskitilmiş peynirler; salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri ve alkol, hassas bireylerde migren atağını başlatabiliyor.
Bunun yanında fazla kafein, yüksek kakao oranlı çikolata, yapay tatlandırıcılar, hazır çorbalar, cipsler ve fast food ürünleri de risk grubunda yer alıyor. Prof. Dr. Keçeci, “Unlu mamullerin ve ekmeğin bile mayalı üretildiği unutulmamalı” uyarısında bulundu.
SADECE GIDA DEĞİL YAŞAM TARZI DA ETKİLİ
Migren ataklarını tetikleyen unsurlar yalnızca besinlerle sınırlı değil. Açlık, öğün atlamak, uykusuzluk, stres, susuz kalmak, hormonal değişiklikler, bazı ilaçlar ve hava koşulları da migreni tetikleyebiliyor.
MİGREN HASTALARINA ALTIN TAVSİYE
Her hastada tetikleyicinin farklı olabileceğini belirten uzmanlar, migreni olan kişilerin beslenme ve semptom günlüğü tutmasını öneriyor. Bu yöntemle ataklara neden olan faktörlerin daha kolay tespit edilebileceği belirtiliyor.







