• İSTANBUL İMSAK  03:24 GÜNEŞ  05:24 ÖĞLE  13:10 İKİNDİ  17:10 AKŞAM  20:45 YATSI  22:36
  • 32,5164
  • 34,7944

Hangi ülke silahlara ne kadar harcıyor?

Dünyada silahlanma yarışına hız verildi. Bir yandan üçüncü dünya savaşı ihtimali konuşulurken, öte yandan Ukrayna-Rusya savaşında devasa silah tüketiliyor, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında yeni silahlar deneniyor. Bazı ülkelerin silahlanma bütçesini arttırması ise dikkat çekiyor.

hangi-ulke-silahlara-ne-kadar-harciyor.jpg
a655a9e8-4807-4dc8-8780-869bf70be620.png

Dünyada silahlanmaya en fazla para harcayan ABD örneği üzerinden silahlanma yarışının artık "Bunama ve çılgınlık arasında" yaşandığını belirten Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, konuya ilişkin çarpıcı bir analizde bulundu.

Prof. Dr. Öğün'ün bugünkü yazısından önemli bir bölüm;

II. Umûmî Harp içinde askerî açıdan iyice yırtıcılaşan Japonya ve Almanya ise silâhsızlandırılmıştı. Avrupa devletlerinin bütçeleri içinde askerî harcamalar son derecede düşük tutulmuştu. Belçika, İsviçre, İsveç ekonomileri silah üretiyor, ama bunları daha çok ihraç ediyordu. Yani esen hava, gelecekte dünyâ barışının daha da sağlamlaşacağı; Avrupa'da II.Umûmî Harp benzeri bir felâketin bir daha yaşanmayacağı iyimserliğini taşıyordu. Afrika'da, Ortadoğu'da, Asya'da kanlı çatışmalar ise umurlarında değildi. Nasıl olsa kendileri zarar görmüyordu. Tam aksine bu çatışmaların devâm etmesi satışları ve kendi refahlarının devâmı içindi.

"ÖNÜMÜZDEKİ 3-5 SENE TIRMANACAK"

Bugün tablo çok farklı. Rusya-Ukrayna savaşı, Soğuk Savaş ve sonrasında dünyânın yarı merkez ve çeper coğrafyalarına püskürtülmüş savaşların yeniden merkeze taşınma riskini ortaya koyan bir gelişmeydi. Bu sene itibarıyla Çin askeri harcamalarda %7.2 arttırma karârı aldı. ABD'nin konvansiyonel olarak harcamaları hâlâ Çin'in 4 katı. Buna rağmen o da geçen seneye göre harcamalarına 45 Milyar Dolarlık bir ek fasıl ekledi. Kaşla göz arasında Japonya'nın önündeki engeller ortadan kaldırıldı.

Japonya bu seneki askerî harcamalarında 52 Milyarlık bir ek harcamayı kabul etti. Bu da yaklaşık %27'lik bir artış demek. Avustralya'nın ise bu seneki askeri harcamaları 31 Milyar Dolara tekâbül ediyor. Avrupa devletlerinin 2022 senesindeki askerî harcamaları toplam olarak 345 Milyar Dolar tutuyor. Bu rakam 2021 senesindeki meblağın 100 Milyar Dolardan daha fazlası. Bu rakam ve oranlar önümüzdeki üç beş sene düşünüldüğünde daha da tırmanacak görünüyor.

ABD'YE HÜKMEDEN NEOCON KAFASI

Siyasetin, savaş ihtimâlini en aza indiren sanat olduğu söylenir. Medenî durum, siyâsal-diplomatik aklı savaşma reflekslerinin önüne koyan durumdur. Garip olan husus ise, dünyâdaki siyâsal kadroların bu manzarayı ortadan kaldırmak bir tarafa üzerine âdeta benzinle gitmesi. ABD'deki kurumsal aklı güya Biden temsil ediyor. Gelin görün ki sakatlanmış bir akıl bu.

1960 ve 1970'lerin başlarında ortaya çıkan ve insanlığa umut veren, Yumuşama ve Barış İçinde Birarada Yaşama gibi başlıklarla anılan; mühendisliğini Kissinger ve onun gibilerin yaptığı bir sürecin delinmesidir bu. Bu süreç uzun bir sürece yayılıyor. Belki de başlangıcı Gerald Ford devrinde Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Richard Perle gibi neoconların Beyaz Saray'a sızmalarıydı. Yumuşamadan hiç hoşlanmadılar ve danışmanlıkları boyunca Kissinger'ın kurduğu yapıyı alt üst etmek için her şeyi yaptılar. Bugün aynı kafa bunama alâmetleriyle mâlûl Biden idâresini de teslim almış vaziyette.

AKILSIZLIK VE ÇILGINLIK ARASINDA SİLAHLANMA
 

Siyaset sınıfının yozlaşmasını büyük ölçüde uygulanan neoliberal siyasetlerin bir fonksiyonu olarak görüyorum. Neoliberaller bürokrasiyi geriletmek ve ortadan kaldırmak için siyasetçilerin ve bürokratların önüne öyle akıl dışı ve olmayacak hedefler koydular ki, herkes bu hedeflere ulaşmak adına sahtekârlaştı. Gerçekleşmemiş hedefleri gerçekleşmiş gibi gösterdiler.

Siyasete matematik ve istatistik girdikçe bu daha da pekişti. Blair ve Brown'ın hedefi güya bürokratik hantallığı ortadan kaldırmak ve düşen verimlilikleri yeniden arttırmaktı. Tam tersi oldu. Rakamlarla oynayan, olmayanı var gibi gösteren bir siyasetçi, bürokrat ve teknokrat davranışı yerleşti. Çürümenin kökleri burada olmalıdır.

“Kötü para iyi parayı kovar” diyen bir ekonomi kaidesi vardır. Bunu siyasete de taşımak mümkündür. Batı'daki siyasal ve idârî yozlaşma da başka yozlaşmaları doğurdu. Halklar siyasetten soğudu. Yozlaşmanın en ileri aşamasını temsil eden ucuz ve çılgın popülizmler prim yapmaya başladı. Bugün ABD'de seçmenin, bunamanın eşiğindeki Biden ile çılgınlığına zirve yaptıran Trump arasına sıkışmış olması tam da bu değil midir? Devletlerin akılsızlık ve çılgınlık ikileminde bu kadar silahlanması hayra yorulabilir mi?

Yorum Yap

Bu habere yorum yapabilmeniz için GİRİŞ yapmanız gerekiyor.
Destek